|
Sevgili Anne
Adayları;
Bu sayfamızda
hamilelik, doğum ve sonrasında sizlere faydalı olabilecek pratik
bilgileri yayınlanacağız. Bu sayfada yer almasını istediğiniz konu ve
yazıları bize: dr@ağrisizdogum.com
adresine gönderebilirsiniz.
* Doğum için hastane
giderken neler götürmeliyiz ?
* Hamilelikte uçak
yolculuğu
* Anne olma
psikolojisi
* Doğum sonrası
depresyonu
* Bebeğinizle ilgili
sağlık bilgileri
***Doğum için hastaneye giderken neler Götürmeliyiz ?
[Bu yazı; ağrısız doğum hastalarımızdan Sayın
Arzu Tekin
hanımefendi tarafından hazırlanmıştır.]
Öncelikle doğum
yapacağınız hastanenin tam teçhizatlı olması, acil durumlar için bebek
yoğun bakım ünitesi olması ve “Bebek Dostu” hastane olmasını tercih
ediniz. Doğum başladığında daha sakin olabilmeniz için doğum yapacağınız
hastaneyi önceden eşinizle birlikte ziyaret edip, görevlilerden
hastanede size ve bebeğinize sunulan imkanları öğrenmeniz ve hastane
çantanızı doğumdan bir ay önce oluşturmanızı tavsiye ederiz.
Hastaneye
Götüreceğimiz Çantada Neler Olmalı?
-
*Hamilelik
süresince doktor tarafından yaptırılan tüm tahlil sonuçlarının ve
ultrason kayıtlarının olduğu sağlık bilgilerinizin dosyası, sağlık
karnesi, kimliğiniz, sigorta evrakları gibi gerekli olacak tüm
evraklar,
-
*Sevdiğiniz
bir kitap, dergi veya rahat ve keyifli zaman geçirmenizi sağlayan
bir müzik, sizi ne rahatlatıyorsa, doğumu beklerken size yardımı
olabilecek herhangi bir şeyler,
-
*Bir
eski gecelik, bir de doğum sonrasında bebeğinizi emzirirken rahat
edebileceğiniz önden açılan bir veya iki gecelik, bir sabahlık ve
yatakta giyebileceğiniz bir hırka, şal benzeri sıcak tutacak bir
giysi,
-
*Doğum
sonrası için kısa kalın çoraplar,
-
*Pamuklu
ve geniş kenarlı birkaç külot,
-
*Bir
veya iki emzirme sutyeni, göğsü alttan desteklemesi ve rahat
açılabilmesi gerekir,
-
*Göğüs
pedleri
-
*Meme
ucu koruyucu krem; çeşitli markalarda piyasada satılan bu ürün
hakkında doktorunuza danışabilirsiniz
-
*Diş
fırçası ve macunu
-
*El
havlusu,
-
*Sabun,
ıslak mendil, tuvalet kağıdı, kağıt havlu
-
*Doğum
yapacağınız hastanede banyo yapma şansınız varsa bir banyo havlusu
-
*Tarak,
fırça, toka,
-
*Alçak
topuklu rahat bir terlik,
-
*Hastaneden
çıkarken giyeceğiniz kıyafetiniz, dar olmamasına dikkat edin,
-
*Sizin
doğum sonrasında temiz, bakımlı ve rahat hissetmenizi sağlayacaksa
birkaç parça makyaj malzemesi
-
*2
paket Hijyenik kadın bağı, mümkünse gece boyu olanlardan
-
*Bardak,
tabak, çatal kaşık gibi sizin için veya eşiniz için gerekebilecek
eşyalar,
-
*Fotoğraf
makinesi veya kameranız,
-
*Mutlu
haberi vermek istediğiniz yakınlarınızın, arkadaşlarınızın telefon
numaraları, cep telefonunuzun veya gereken diğer şarj aletleri,
Bebeğiniz Çantaya Eklemeniz Gerekenler
-
*Bebek
bezi, yeni doğan ebadında,
-
*Hastane
çıkışında giydireceğiniz bir veya iki takım(Genelde “hastane çıkışı”
olarak bebek ürünleri satan mağazalarda bulabilirsiniz),
-
*Pamuklu
yeni doğan bebek çorabı,
-
*Mevsime
uygun bir battaniye,
-
*Mevsimine
göre seçilmiş bir hırka ve yumuşak sıkmayan bir şapka,
-
*Ana
kucağı,
-
*Eldiven.
***Hamilelikte uçak yolculuğu
Otomobil kadar olmasa da günümüzün modern
insanı zaman zaman uçak seyahati yapmak durumunda kalır. Hamile iken
uçak yolculuğu yapmaksa çoğu kez kadınlarda endişe oluşturur. Uçak
firmalarının hamile olduğunu beyan eden kadınlardan uçabilir raporu
istemesi ise bu korkuları şiddetlendirir. Oysa hamilelikte uçak
yolculuğu kanama, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ya da erken doğum
öyküsü gibi yüksek risk faktörlerinin olmadığı durumlarda son derece
güvenlidir.
Hamilelikte seyahat etmek için en keyifli dönem
14 ile 27'nci haftalar arası yani ikinci trimesterdır. Bu dönemde sabah
bulantıları geride kalmış, uyku hali kaybolmuş, düşük olasılığı azalmış
ve hamileliğe alışıldığı için artık olay keyif verici bir hal almıştır.
Gezmek, dolaşmak, ve hamileliğin keyfine varmak için tüm şartlar
uygundur
Günümüzde hemen hemen tüm uçaklar kabin basınç ayarlı
oldukları için hamilelikte bir sorun oluşturmaz.
Ancak çok küçük uçaklarda, basınç ayarları olmadığı için
yüksek irtifada oksijenin azalmasına bağlı sorunlar yaşanabileceği ifade
edilmektedir.
Uçak yolculuğu hamilelikle birlikte kanama, şeker hastalığı, yüksek
tansiyon, çoğul gebelik veya erken doğum öyküsü gibi yüksek risk
faktörlerinin olmadığı durumlarda 36. gebelik haftasına kadar son derece
güvenli olup kişiler havayolları şirketleri tarafından da kabul
edilebilmektedir.
Ancak 36. gebelik haftasından sonra pek çok havayolu
şirketi hamile kadınları uçaklarına kabul etmemektedir. Bunun nedeni
anne ya da bebek açısından ortaya çıkabilecek olan riskler değil, olası
bir doğum durumunda havayolu şirketinin havadayken yaşanacak bir doğum
nedeniyle risk almak istememesidir.
Uçak bileti satan acenteler, rezervasyon sırasında size
hamile olup olmadığınızı ya da beklenen doğum tarihinizin ne zaman
olduğunu sormazlar, ancak uçağa binmek üzere kapıya yöneldiğinizde
tatsız bir sürprizle karşılaşabilirsiniz.
Eğer beklenen doğum tarihinize bir hafta ya da daha az
kalmış ise havayolu şirketi sizi uçağa almama hakkına sahiptir.
İşte Dikkat Etmeniz Gerekenler
“Hava alanına girerken geçtiğim kapı ve
dedektörler bebeğime zarar verir mi ?” sorusu çok sık karşılaştığımız sorulardan
birisidir. Bu sorunun cevabı HAYIR'dır. Hava alanlarının girişindeki
dedektörler metal dedektörüdür ve X ışını ile çalışmazlar. Bu nedenle bu
kapılardan güvenle geçebilirsiniz
Uçağa biniş sırasında sorun yaşamamak ve hatta uçuşu
kaçırmamak için doktorunuzdan “uçak yolculuğu yapmanızda bir sakınca
olmadığına” dair bir rapor alıp bunu tüm uçuşlarınız sırasında yanınızda
taşımanız uygun bir davranış olacaktır.
Bu raporda muayene olduğunuzun ve “72 saat içinde doğumun
başlayabileceğine ilişkin bir bulguya rastlanmadığı”nın belirtilmesi
özellikle hamileliğinizin son dönemlerindeyseniz yararlı olabilir.
Herhangi bir yerde uzun süre oturmak bacaklarınızdaki kan
dolaşımını etkiler ve ayak ile bileklerde şişmelere neden olabilir.
Bu nedenle her 1.5-2 saatte bir ayağa kalkıp koridorda
yürüyüş yapmalı ve kan dolaşımınızı canlandırmalısınız. Bu kısa
yürüyüşler sırasında bacaklarınıza germe egzersizleri de
yaptırabilirsiniz.
Yolculuk sırasında otururken de bazı germe hareketleri
yaparak uzun süreli oturmanın olumsuz etkilerini azaltabilirsiniz.
Germe egzersizleri için oturur pozisyondayken bacaklarınızı
iyice ileriye doğru uzatın, topuklarınız merkez olacak şekilde ayağınızı
yavaşça kendinize doğru kuvvetice çekerek baldır kaslarınızı gerin. Daha
sonra ayak bileklerinizi sağa sola çevirin ve parmaklarınızı açıp
kapatın.
Hamilelik sırasında yapılan uçak yolculuklarında uzun süre
rahatsız bir pozisyonda hareketsiz oturmak “tromboz (damar içi pıhtısı)”
ve varis riskini arttırır. Uçuş süresince özel varis çorabı giymeniz
bacaklarınızdaki kan dolaşımını destekler ve damarların şişmesini
engeller.
“Dehidratasyon” yani vücudun susuz kalması durumu gebelik
için oldukça zararlı bir durumdur. Özellikle yaz günlerinde
seyahatleriniz sırasında bol miktarda sıvı almaya özen gösterin ancak
musluktan akan suları asla içmeyin.
Eğer yanınızdaki koltuk boşsa ya da uçak içinde yan yana
iki boş koltuk bulabilirseniz uzunca oturarak ayaklarınızı
kaldırabilirsiniz.
Uçaktaki kabin basıncı ayaklarınızda şişmeye de neden
olabilir. Ayakkabılarınızı çıkararak kendinizi daha iyi
hissedebilirsiniz. Yürüyüş sırasında rahat ve sağlıklı olmasa da uçuş
süresince terlik veya rahat bir ayakkabı giymeniz rahatlamanıza yardımcı
olacaktır.
Uçak yolculukları genelde rahatsız koltuklarda yapılan
sıkıcı seyahatlerdir. Hamilelik döneminde yolculuk esnasında çok daha
çabuk sıkılabilirsiniz. Hamileliğinizin özellikle son dönemlerinde çok
mecbur kalmadıkça uçak yolculuğundan kaçının.
Özellikle yurtdışı uçuşlarda gittiğiniz yerdeki sağlık
koşullarını ve sunulan sağlık hizmetlerini de araştırıp bilmenizde yarar
vardır.
***Anne olma Psikolojisi
Gebe
kalmak ve çocuk doğurmak her canlı için türün devamını sağlayan
süreçtir. İnsanda çocuk sahibi olma arzusunun bir içgüdü olup olmadığı
tartışmaları sürse de, gebe kalmak ve doğum yapmak bir kadının
hayatındaki en önemli dönüm noktalarındandır.
Bazı
kadınlar kolaylıkla gebe kalabilirken bazıları için gebelik uzun ve
yıpratıcı bir mücadelenin sonucudur. Her durumda, gebe olduğunu öğrenen
bir kadın genelde ilk anda buna inanmakta zorluk çeker. Karışık
duygulara kapılabilir. Heyecan, korku, coşku, endişe, gurur veya ‘peki
şimdi ne olacak?’ kaygısı gibi. O ana dek annesinin kızı olan kadın bir
anda artık birinin annesi olacağını fark eder. Açık, paylaşımcı, doyumlu
bir evliliği olan kadınların ilk anda yaşadıkları olumsuz duyguları
eşleriyle paylaşıp geride bırakmaları, önlerindeki dokuz aya ve
sonrasına odaklanmaları daha kolaydır. Sarsıntılı evliliklerde ve
özellikle istenmeyen gebeliklerde olumsuz duyguların aşılması daha
zordur, uzman yardımı alınmadığı takdirde gebelikle birlikte kaygılar ve
korkular da büyüyebilir. Bu tür ilişkilerde çocuğun bağımsız ve mutlu
bir birey olarak yetişeceğini hayal etmek yerine, belki de o evliliği
kurtarma ya da annenin mutsuzluğunu onarma misyonu çocuğa yüklenebilir.
Oysa
bu, henüz hiçbir şeyin farkında olmayan bebek için taşınamayacak kadar
ağır bir yüktür. Bu yüzden, ilişkileri sorunlu kişilerin bebek sahibi
olmayı planlamadan önce, ya da sürpriz gebeliklerde, doğuma kadar
geçecek dokuz ay içinde, gerekirse bir uzmana da başvurarak bu sorunları
aşma yolunda çaba harcamaları en sağlıklı yaklaşımdır.
Anne
baba olmayı seçenlerin hem parasal hem de duygusal kaynaklarını önceden
hazırlamaları yerinde olacaktır. Kuşkusuz bebeğin anne karnında büyüdüğü
kırk hafta içinde kadının bedeninde son derece sıra dışı değişiklikler
gerçekleşecektir. Dokuz ay ilk başta çok uzun görünse de, anne baba olma
fikrine alışmak ve bebeğe hazırlanmak için ancak yeter.
Erkekler de kadınlar gibi karışık duygulara kapılırlar, baba olmakla
ilgili heyecan, kaygı, rol endişeleri yaşayabilirler. Üstelik erkeklerin
birçoğu duygularını dışa vurmakta kadınlar kadar rahat olmadıkları için,
sessiz kalmaları streslerini daha da artırabilir. Bu yüzden eşlerine
karşı yeterince destekleyici davranamayabilirler. Anne baba adaylarının
gebelik sırasında yaşadıkları olumlu-olumsuz duyguları birbirleriyle
paylaşmaları daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmelerine ve doğuma ve
sonrasına daha hazırlıklı olmalarına yardımcı olacaktır. Tedaviyle
gerçekleşmiş gebeliklerde veya anne yaşının 35-40’ın üzerinde olması
gibi durumlarda bebeğe “değerli bebek” muamelesi yapılır; her bebek
değerlidir, bu tür riskli durumlarda farkı yaratan, hekimin ve anne-baba
adaylarının bazı önlemler almalarının gerekebilmesidir. Anne adayının
aşırı strese kapılması bebekte olumsuz etkiler yaratabilir, bu yüzden
gereken önlemler alındıktan sonra, tıpkı normal gebelikler gibi, bu
değerli zamanın keyfini çıkarmaya çalışmalıdır. Stresi kendi başına
aşmak olanaklı değilse bir uzmana danışmak yerinde olacaktır. Gebelik
sırasında ilaç kullanmaktan kaçınılmalıdır. Ne var ki, kadının ruhsal
durumu gebeliğin sağlıklı sürmesini engelleyecek kadar bozulmuşsa,
çiftle birlikte, ilacın yaratabileceği olumsuz etkilerle ilaç
kullanmamanın sakıncaları kefeye konur. Bu ancak bir uzmanla verilecek
bir karardır, insanların kendiliklerinden kullandıkları en masum ilaçlar
bile son derece zararlı sonuçlara yol açabilir.
Kadınlar genellikle doğumla birlikte gebeliğin yarattığı sıkıntılardan
kurtulacakları için bebeklerini kucaklarına aldıkları anda büyük bir
coşku yaşayacaklarını düşünürler. Oysa birçok kadın hüzün, sinirlilik,
endişe, bitkinlik ve yetersizlik duygularına kapılabilir. Doğum sonrası
hüznü denen bu durum genellikle doğumdan sonraki iki üç hafta içinde
ortaya çıkar. Genelde buna yol açan hormon düzeylerindeki ani düşüş,
göğüslerdeki şişkinlik, evdeki değişiklikler, bebeğin beraberinde
getirdiği yeni sorumluluklar gibi etmenlerdir. Bu bir hastalık değildir
ve eşin, ailenin, dostların desteği ve dinlenme ile kısa sürede
kendiliğinden geçer.
Bununla birlikte, doğumdan sonraki altı ay içinde yaşamdan zevk almama,
iştahsızlık, enerjisizlik, fazla veya az uyuma, değersizlik veya
suçluluk duyguları, aşırı sinirlilik, kendine veya bebeğine zarar verme
endişeleri, ağlamalar, vs. gibi çökkünlük belirtileri ortaya çıkmışsa,
bu doğum sonrası (lohusalık) depresyonu denen durum olabilir ve uzman
tarafından tedavisi gerekir. Bebeği nedenli nedensiz sık sık çocuk
doktoruna götürülmesi de doğum sonrası depresyonuna işaret ediyor
olabilir. Daha önce depresyon geçirmiş, evliliği sorunlu, aile desteği
olmayan, gebelik veya doğumlu stresli olaylar yaşamış kadınlarda doğum
sonrası depresyonu gelişme olasılığı daha yüksektir.
Hiçbir kadından “süper anne” olması beklenmemelidir. Her kadın
yapabilecekleri ve yapamayacakları hakkında kendine ve eşine açık
olmalı, gerekirse yardım istemekten çekinmemelidir. Doğum yapmak çok
büyük değişiklikleri beraberinde getirir, anne-baba olmanın kolay olduğu
da asla söylenemez. Ama bebeğin günden güne büyüdüğünü görmek, onun
kendi kişiliği olan birine dönüşmesini izlemek bütün çekilen zorlukları
unutturacaktır.
***Doğum Sonrası Depresyonu
Zamanımın çoğunu ağlayarak geçiriyorum. Bir türlü organize olamıyorum,
yapmam gereken işler listesi çok uzun. Anne olarak kendimi tamamen
yetersiz hissediyorum.”
”Bir türlü karar veremiyorum. Aklım karmakarışık, herkesi sanki her
zaman tersliyormuşum gibi hissediyorum. Mutlu olmam gerekirken, kendimi
çaresiz hissediyorum.”
”Bebek durmadan ağlıyor ve ben bebeği susturamıyorum. Kendimi yetersiz
hissediyorum, ama aynı zamanda sinirleniyorum da. Sonra da, dayanılmaz
şekilde vicdan azabı çekiyorum. Bu, bebeğin değil, benim suçum.”
”Kendime güvenimi tamamen kaybetmişim gibi hissediyorum. Kötü
görünüyorum ve aynı zamanda kendimi kötü de hissediyorum.”
Bu
rehber bana nasıl yardımcı olabilir?
Doğum sonrası depresyonu, doğumdan sonra her on kadından biri tarafından
tecrübe edilen stresli bir durumdur. Yukarıdaki cümleler, doğum sonrası
depresyonu yaşayan kadınların düşünce ve duygularına tipik örneklerdir.
Bu
yazı doğum sonrası depresyonu yaşayan kadınlar, onların arkadaşları ve
aileleri içindir.
Bu
yazının amacı:
-
sizin doğum
sonrası depresyonu yaşayıp yaşamadığınızı tanımlamak,
-
doğum sonrası
depresyonuna nelerin sebep olabileceğini anlatmak,
-
size kendinize
en iyi şekilde nasıl yardımcı olabileceğiniz konusunda yardımcı
olmak,
-
ve yardım için
daha başka nerelere gidebileceğiniz konusunda fikir vermektir.
Kendimi okuduğumu anlayamayacak kadar kötü hissedersem ne olur?
Eğer depresyondaysanız büyük bir olasılıkla, bu yazıyı okurken bile,
konsantre olmakta zorluk çekeceksinizdir. Belki de size çok uzun ve
karışık görünüyordur? Lütfen endişelenmeyin. Burada çok fazla bilgi var,
yavaş yavaş okuyun. Eğer, bu bilgilerden bazılarını anlamakta zorluk
çekiyorsanız, bunları aile doktorunuz veya güvendiğiniz bir yakınınızla
tartışabilir veya kendinizi daha iyi hissettiğiniz zaman tekrar
okuyabilirsiniz
Doğum sonrası depresyonu nedir?
Doğum sonrası depresyonu (kısaca DSD) doğum yaptıktan sonra oluşan bir
depresyondur. Depresyon bazen hamilelik sırasında başlar, ancak doğum
sonrası depresyonu olarak adlandırılabilmesi için, doğumdan sonra da
devam etmesi gerekir.
Doğum sonrası depresyonu çok yaygındır ve doğum yapan her yüz kadından
10-15’inin buna maruz kaldığı bilinen bir gerçektir. Birçok kadın bu
konudaki duygu ve düşüncelerini başkaları ile paylaşmadığından dolayı,
gerçek rakam aslında bundan daha fazla da olabilir.
Doğum sonrası depresyonu ”normal” depresyondan ne açıdan farklıdır?
DSD’nun belirtileri her depresyonla aynıdır. Bunlar, kendini kötü
hissetme ve genelde günlük hayatta olan şeylere karşı isteksizliktir.
Tek farklılık, bu belirtilerin doğumdan sonraki ilk üç ay içinde ortaya
çıkmasıdır. Bazen, daha sonra başlayan bir doğum sonrası depresyonu
yaşamak mümkündür, ancak belirtiler doğumdan bir yıl kadar sonra
görülürse, buna büyük bir olasılıkla doğum sonrası depresyonu diyemeyiz.
DSD “normal” depresyona çok benzediği için Depresyon konusunda
yayınlayan diğer yazılardan da istifade edebilirsiniz.
Bu konudaki iyi
haber, her türlü depresyon gibi doğum sonrası depresyonu da tedaviye
olumlu tepki gösterir ve kadınların birçoğu tamamen düzelir.
Kadınların karşılaşabileceği başka doğum sonrası sorunları nelerdir?
Doğum sonrasında kadınların karşılaşabileceği, gerginlik yaratacak, iki
duygusal durum vardır.
Bebek stresi
Bu
çok sık rastlanan bir durumdur ve buna “bebek stresi” adı verilir. Bu
hafif bir depresyondur ve doğumdan sonra her on kadından sekizinde
görülür. Anneler ”bebek stresi” yaşarken, çok duygusal olurlar ve
sebepsiz yere ağlarlar. Yeni anneler aynı zamanda çok endişeli, gergin
ve yorgun olurlar ve uyumakta zorluk çekerler.
Doktorlar, doğum sırasında hormon seviyesindeki ani değişikliklerin
”bebek stresine” sebep olduğunu düşünmekteler, ancak, buna sebep, doğum
travması ve yeni bir bebeğin getirdiği zorluklar gibi, daha farklı
sebepler de olabilir. Doğum sonrası, toparlanmak için dinlenmeye en çok
gereksinim duyduğunuz ancak, bir türlü dinlenmeye vaktinizin olmadığı
bir zamandır!
Bu
stres bir iki gün sürer ve geldiği kadar da çabuk yok olur. Bu stres,
uzun süre devam etmezse veya daha da kötüleşmezse, (bu durumda doğum
sonrası depresyonu olarak adlandırılır) endişelenecek bir durum
değildir.
Doğum Psikozu
Doğum sonrasında kadınların karşılaştıkları sorunlardan ikincisi çok
daha az yaygındır. Buna doğum veya doğum sonrası psikozu denir. Bu her
bin yeni anneden birinde görülen, doğum sonrası depresyonundan daha
ciddi bir durumdur. Sorunlar genelde doğumdan sonraki iki hafta içinde,
ciddi ruh hali ve davranış bozuklukları şeklinde, aniden ortaya çıkar.
Doğum sonrası psikozu geçiren kadınlar, çok fazla gergin olurlar,
kafaları çok karışıktır, ve genelde kendileri ve/veya bebekleri ile
ilgili çok rahatsızlık veren inanışları vardır.
Bu
yazı bu tür sorunları olanlar için amaçlanmamıştır. Bu kadınların bir
uzman psikologa gitmeleri ve derhal doktorlarından yardım istemeleri
gereklidir. Genel tedavi ilaçla tedavi şeklindedir ve bir anne ve bebek
ünitesinde kısa süre kalmayı gerektirir. Unutmayın doğum sonrası
psikozu, yeni bir anne ve ailesi için korkutucu bir durum olmasına
rağmen, bu tedavi çok etkilidir ve çoğu hasta tamamen iyileşir.
Doğum sonrası depresyonunun belirtileri nelerdir?
Kadınlar, çoğu aşağıda belirtilmiş olan, birçok belirti
tanımlamışlardır. Bu belirtiler, yeni bir bebeğin çokça bakıma ve özene
gereksinim duyduğu bir sırada, size çok fazla gelebilir.
Aşağıdakiler, doğum sonrası depresyonu geçirdiğiniz zaman ortaya
çıkabilecek belirtilerden bazılarıdır.
Duygu ve düşünceler
-
Üzgün
hissetme, mutsuzluk, çaresizlik
-
Fazlaca
ağlamak veya ağlayamamak
-
Kendini
değersiz hissetme
-
Ruh halinin
sıkça değişmesi
-
Suçluluk
hissetmek
-
İlginin
azalması
-
Mutluluk/eğlencenin azalması
-
Gergin veya
panik olmak ve endişelenmek
-
Ters ve kızgın
hissetmek
-
Bebeğinize
duymak istediğiniz duyguları hissedememek
Vücutta oluşan ve fiziksel olan belirtiler
-
Enerjinin
azalması ve aşırı yorgunluk
-
Uyku bozukluğu
-
Genel
yavaşlama veya
-
Yerinde
duramama, gergin ve rahatlayamama
-
Cinsel
ilişkiden soğuma
-
İştahta
değişiklikler - çok fazla veya çok az yemek yemek
Düşünceler - insanlar depresyona girdikleri zaman, olumsuz düşünme ve
hüzünlü olma konusunda uzmanlaşırlar.
-
kendi kendini
eleştirmek - ”Anne olarak hiç bir işe yaramıyorum.”, ”Çok kötü
görünüyorum.”, ” Bu yazıyı anlayamıyorum, aptal olmalıyım.”
-
Endişelenmek -
”Bebek yeterince beslenemiyor.”
-
Ani sonuçlara
varmak - ”Her şey benim suçum.”
-
Her şeyin en
kötüsünü beklemek - ”Her şey yanlış gidecek – hiçbir şey
düzelmeyecek, hep yanlış gidecek.”
-
Umutsuzluğa
kapılmak - ”Bu işin sonu yok. Bazen bensiz her şey daha iyi olurdu
diye düşünüyorum.”
-
Başkaları
hakkında düşünceler - ”Herkes başarıyor. Ben kimsenin umurunda
değilim.”
-
Ve bütün dünya
- ”Bir çocuk yetiştirmek için ne korkunç bir yer......”
Düşünme - depresyon düşünmeyi daha farklı şekillerde de etkiler.
-
Konsantrasyon bozukluğu
-
Kara
verememek
-
Karışık, net olmayan düşünceler
Davranışlar
-
İnsanlardan
uzaklaşma ve evden dışarı çıkmama
-
Önceden
yapmaktan zevk aldığınız şeyleri yapmama
-
Günlük hayatın
gerektirdiği görevleri yapmama - veya gereğinden fazla yapma
-
Karar vermeyi
erteleme
-
Tartışma,
bağırma, kontrolü kaybetme
Eğer, yukarıdaki kutulardan birkaçını işaretlediyseniz, ve son iki
haftadır veya daha uzun zamandır böyle hissetti iseniz, bir çeşit
depresyon yaşıyorsunuz demektir. Eğer, bu durum doğum yaptıktan sonra
birkaç hafta veya ay içinde ortaya çıktıysa, doğum sonrası depresyonu
yaşıyor olmanız büyük olasılıktır.
Yardım istemeli miyim?
Eğer, doğum sonrası depresyonu yaşıyorsanız, bunu anlamanız ve yardım
istemeniz önemlidir.
İnsanlar genelde doğum sonrası depresyonunu anlamakta zorluk çekerler.Bu
çok büyük değişikliklerin olduğu bir zamanda ortaya çıkar, ve yeni anne
olanlar neyin normal olduğunu veya ne beklemeleri gerektiğini
bilemezler. Sorun yavaş yavaş büyüyebilir ve genelde anneler doğum
sonrası depresyonunu yaşadıklarını anlamakta zorluk çekip, sorunun kendi
eksikliklerinden kaynaklandığını düşünebilirler.
Aynı zamanda, doğum sonrası depresyonu yaşayan kadınların çoğu, bu
durumdan utanırlar ve belirtileri başkalarından saklamaya çalışırlar.
Doğum sonrası depresyonu yaşadığınızı ne kadar erken anlarsanız o kadar
iyi olur, çünkü tedavi yöntemleri etkilidir ve kendinize yardım etme
çareleri vardır.
Doğum sonrası depresyonunun çok yaygın olduğunu ve her beş kadından
birini etkilediğini unutmayın. O yüzden lütfen, aile doktorunuzdan,
doktorunuzdan veya sağlık ziyaretçinizden yardım isteyin.
Doğum
sonrası depresyonu konusunda en fazla riske kimler maruz kalır?
Doğum yapan herkes doğum sonrası depresyonu yaşayabilir. Ancak, bazı
durumlarda daha fazla riske maruz kalabilirsiniz. Bunlara aşağıdaki
durumlar dahildir:
-
Eğer daha önce
depresyon yaşadıysanız
-
Eğer doğum
yapmak size çok zor geldi ise veya sizin için çok travmatik geçtiyse
-
Eğer
ilişkinizde sorun yaşıyorsanız
-
Eğer
hayatınızda daha başka zorluklar varsa
-
Eğer size
yardımcı olabilecek aile ve arkadaşlardan ayrı kalmışsanız veya
çevrenizden izole edilmişseniz
-
Eğer kendi
anneniz size yardımcı olmak üzere yanınızda değilse
Ancak, bu sorunlarla karşılaşan herkes doğum sonrası depresyonu
yaşayacaktır demek değildir.
Doğum sonrası depresyonuna neler sebep olur?
Bir bebek sahibi olmak büyük bir değişikliktir. Yeni anneler, biyolojik,
fiziksel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Doğum sonrası
depresyonunun bütün bunların karışımından ortaya çıktığı
düşünülmektedir. Bundan daha farklı gerginlikler yaşanıyorsa, bunlar da
doğum sonrası depresyonuna katkıda bulunur.
Biyolojik değişiklikler
Doğum beraberinde hormonal değişiklikler de getirir. Doğum sonrası
depresyonu buna bağlı olabilir.Bu olayın bir parçası olabilir ancak,
kanıtlat sadece hormonal değişikliklerin doğum sonrası depresyonuna
sebep olmadığını göstermiştir. Kişiye özel ve toplumsal olaylar da
önemlidir.
Ancak, bu durumda sakinleştiriciler veya daha başka ilaçlar etkili
olabilir. Bu durumda doktorunuza danışın.
Fiziksel değişiklikler
Sadece doğum çok yorucu olabilir, ve bazen fiziksel sorunlara sebep
olabilir; örneğin, sezaryen sonrası ameliyat ağrıları gibi. Bunu
atlatmak her zaman kolay değildir. Birçok gereksinimi olan bir bebeğe
bakmak, dinlenmenize engel olabilir, yeterince uyku uyuyamadığınızı fark
edebilirsiniz. Eğer, daha büyük çocuklarınız varsa, onlar da bebeğe
tepki gösterip daha fazla dikkatinizi çekmeye çalışabilirler. Bu da sizi
daha da yorabilir.
Belki de, iştahınız yerinde değildir ve yeterince beslenemiyorsunuzdur.
Bütün bunlarla, fiziksel olarak zayıf düşmek çok doğaldır.
Birçok kadın doğumdan sonra kendilerine güvenlerini kaybedebilirler ve
vücutları değiştiği ve kendilerine bakmaya vakitleri olamadığı için,
daha az çekici olduklarını düşünebilirler. Aynı zamanda, doğum sonrası
depresyonu geçiren kadınların çoğu, depresyonlarından dolayı
hissettikleri zayıflık hissini kapatmak için, kendilerinin ve
bebeklerinin görünüşlerine çok önem de verebilirler. Kendinizi iyi
hissetmediğiniz zaman, iyi görünmek ve gülümsemek de fiziksel olarak çok
yorucu olabilir!
Duygusal değişiklikler
Kadınlar, bebekleri doğduğu zaman, genelde hissetmeyi umdukları şeyleri
hissetmezler. Bebeklerini ilk kucaklarına aldıkları zaman, kadınların
büyük bir kısmı, büyük bir ”annelik sevgisi” hissetmezler. Bazı anneler
bebeklerini ilk görüşte severler, ancak bazıları da daha sonradan
bebeklerini sevmeyi öğrenirler.
Burada en önemli nokta, eğer doğum beklentilerinizi karşılamıyorsa çok
hayal kırıklığına uğramamaktır. Ve doğrudur, birçok kadın doğumdan sonra
daha da duygusallaşır, bu yüzden de olaylar ters gittiğinde normalde
gösterecekleri duygusallık da fazla olacaktır.
Toplumsal değişiklikler
Bebek sahibi olmak birçok şeyi değiştirebilir. Yeni bir canlının
talepleri, sosyal faaliyetlerinizi zor duruma sokabilir. Yeni bir bebek
sahibi olmak aynı zamanda anne-babaların ilişkilerine, bir çift olarak
beraber vakit geçirmelerine mani olabilir.
Artık aileler anne-babalarına yakın oturmadığından dolayı, yeni anneler,
çevrelerinde onlara yardımcı olabilecek çok fazla kişi bulamayabilir ve
kendilerini yalnız hissedebilirler. Özellikle kendi annelerinin
desteğini göremeyenler bu durumu zor bulabilirler. Hatta çevresinde aile
ve arkadaşları olanlar bile bazen belli yardımları istemekte
zorlanabilirler.
Gazeteler, magazinler ve televizyon, bize anne olmayı harika bir şeymiş
gibi gösterirler, ancak zorluklarından pek bahsetmezler. Medyadan ve
başkalarından annelikle ilgili duydukları şeyler sonucunda, kadınlar
anneliğin ”harika” bir zaman olduğunu düşünürler. Herkesin doğal
yollardan doğum yaptığını, ve hemencecik ve kolaylıkla anne olduğunu
düşünürler. Bu da yardım istemeyi zorlaştırabilir.
Ancak, bu annelikle ilgili mitler, çoğu insan için gerçeklerden çok
uzaktır. Doğum yapmak çok stresli olabilir ve anne olmak da, hayatta
öğrendiğimiz her yeni rol gibi, öğrenmemiz gereken bir roldür.
Şimdiki zamanda, kadınlardan, geçmişteki annelerden, beklendiğinden daha
şey beklenir. Kadınlar işe gitmeye alışık olduğundan evde yalnız
kaldığında yalnızlık hissedebilir ve meslektaşları ile olmayı
özleyebilirler. Ancak, işe dönmeye karar verirlerse, iş ve anneliği
yürütmenin çok zor olduğunu düşünebilirler.
Hayatta başka zorluklar
Hayatta, daha önce veya o anda, zorluklar yaşayan kişilerin, doğumdan
sonra doğum sonrası depresyonu geçirmeye daha yatkın olduklarını
biliyoruz. Örneğin: daha önce düşük yapmak, kendi annenizi kaybetmek,
maddi sorunlar, ev sorunları gibi. Sonuç olarak, strese sebep olan en
büyük etken değişikliktir, ve hayatınızı bir bebek kadar değiştiren
başka bir şey daha olamaz.
Neler yardımcı olabilir?
Unutmayın, her zaman yardım istemek mümkündür - ve aynı zamanda
kendinize yardımcı olmak için atabileceğiniz adımlar vardır.
İlk adımlar
-
Bir şeylerin
yanlış gittiğini kabul edin
-
Eşinizle
ve/veya arkadaşınızla veya akrabanızla ne hissettiğiniz hakkında
konuşun
-
Unutmayın
İYİLEŞECEKSİNİZ
-
Doktorunuzla
veya sağlık ziyaretçinizle konuşun
.....Ve sonra
Gördüğümüz gibi, doğum sonrası depresyonunun birçok sebebi olabilir, ve
aynı zamanda bir çok farklı tedavileri de olabilir.
İlaçlar yardımcı olabilir mi?
Depresyon ilaçları gerçekten de yardımcı olabilir, ancak bebeğinizi
emzirirken ilaç alamayabilirsiniz. Bu konuda doktorunuza danışın. Bu
ilaçlar, özellikle depresyondan kaynaklanan, iştah kesilmesi,
uykusuzluk, halsizlik gibi fiziksel belirtileri gidermede faydalı
olabilirler.
Eğer, doktorunuz size depresyon ilaçları yazarsa, ilaçların etkisini
göstermesinin iki hafta kadar zaman aldığını unutmayın. Bu ilaçların
normalde bağımlılık yapmadığına inanılmakla birlikte, her ilaç da olduğu
gibi aniden kesmemek gerekir. Reçetede belirtilmiş miktarın tamamını
almak önemlidir, bu da genelde altı ay kadardır. Eğer, doktorunuz
ilaçların size yararı olacağını düşünüyorsa, sizinle görüşürken, bu
konuların hepsini sizinle konuşacaktır.
İlaçların yan etkisi olacak mı?
Bazı kişiler, ağız kuruluğu veya yorgunluk gibi yan etkiler
yaşayabilirler, ancak, bu belirtiler birkaç hafta içinde kaybolur.
Belirtiler kaybolana kadar, bolca su içmek ve şeker emmek faydalı
olabilir. Bu yan etkiler çok hoş olmamasına rağmen, sonuçta göreceğiniz
faydaya değer olacaktır. Özellikle depresyon ilacı almak , konuşma
tedavisi gibi,diğer tedavilere olumlu şekilde yardımcı olabilir.
Doktorunuz bunu sizinle tartışacaktır.
Terapi hakkında ne söylenebilir?
Araştırmalar, doğum sonrası depresyonunda, konuşarak tedavinin çok
etkili olduğunu göstermiştir. Sağlık ziyaretçiniz, belki de bu konuda
eğitilmiş olan, bu konuda konuşmanızın en faydalı olacağı kimsedir. Veya
doktorunuz, sizi mahalle doktorunuza yakın bir yerde bir konuşarak
tedavi uzmanına veya psikoterapi uzmanına veya toplumsal psikolojik
hemşiresine sevk edebilir. Konuşarak tedavi uzmanınız, sizinle
geçmişinizde, sizi rahatsız eden ve şimdiki durumla ilişkisi olan
olaylar hakkında konuşabileceği gibi, nasıl hissettiğiniz ve neler
düşündüğünüzle ilgili de konuşabilir.
Kendi kendime nasıl yardımcı olabilirim?
Size kendinizi daha iyi hissettirebilecek bazı pratik adımlar vardır.
-
Duygularınızla
ilgili konuşmak önemlidir. Eşinizle konuşmak zor gelebilir, ancak
duygularınızı sürekli kendinize saklarsanız, eşiniz de kendini
soyutlanmış hissedebilir. Bu, özellikle cinsel ilişkiden
soğuduysanız doğru olur, bu da depresyon geçiren kişilerin çoğunda
görülür.
-
Her gün, bütün
gün boyunca yalnız kalmamaya çalışın. Arkadaşlarınızı ve başka
anneleri görmeye özen gösterin. Bazı ziyaretçileriniz, size
çevrenizdeki yerel guruplar ve başka kadınlarla nerelerde
karşılaşabileceğiniz hakkında bilgi verebilir. Bazen çok faydalı
olabilecek destek guruplarıyla karşılaşabilirsiniz. Aynı zamanda
pratik ve duygusal konularda destek sağlayabilecek gönüllü kurumlar
da vardır.
-
Size teklif
edilen her türlü pratik yardımı kabul edin. Yardım isterken
utanmayın veya kabul ederken suçluluk hissetmeyin. Ağır depresyon
geçiren kadınların, bazı ev işleri veya çocuk bakımı konusunda
yardım almaya hakları olabilir.
-
Mükemmel ev
kadını olmaya çalışmayın. Evin mükemmel şekilde derli toplu olup
olmadığı önemli değildir. Yapmanız gereken işleri en aza indirmeye
çalışın.
-
Mümkün
olduğunca çok dinlenin, çünkü yorgunluğun depresyonu arttırdığı
düşünülmektedir.
-
İyi beslenin.
-
Kendinize
zaman ayırın. Bu tamamen hayalci gelebilir, ama uzun bir banyo, bir
yürüyüş veya yarım saatliğine bir magazin okumak bile dinlenmenizi
sağlayabilir.
-
Eksersiz
özellikle faydalı olabilir.
Daha başka ne yapabilirim?
Depresyon, düşüncelerimizi ve duygularımızı ve sonuç olarak
davranışlarımızı etkiler, bu yüzden de, bu değişiklikleri yapmak zordur.
Aşağıdaki teknikler, aynı zamanda depressif düşünce, duygu ve
davranışlarımızı yenmemizi sağlayabilir.
1.
Günlük bir plan yapmak
İnsanlar depresyonda oldukları zaman genelde hiç bir şey yapmak
istemezler. Her gün yapacakları şeylere karar vermeyi zor bulabilirler
ve sonuç olarak çok az şey yapmayı başarırlar.
Eğer böyle bir sorununuz varsa, yapmak istediğiniz şeylerin listesini ve
sonra da, bunları nasıl yapacağınız konusunda bir plan yaparak bunların
üstesinden gelebilirsiniz. İşe, listedeki en basit şeylerle başlayın ve
kendinizden çok fazla şey beklemeyin. Listenizdeki şeyleri sıradan
geçirin ve yaptığınız şeyleri işaretleyin. Günün sonunda, listenize
bakıp başardığınız şeyleri görebileceksiniz. Fiziksel eksersiz ve
aktiviteler, ruh halinizi düzeltebilir. Biraz biraz bunları günlük
planınıza koyun. Komşular, arkadaşlar ve akrabalarla görüşmek de faydalı
olabilir. Aile bağlarını kuvvetlendirmek, akrabalarınızla görüşmek size
destek sağlayabilir ve tekrar insanlarla görüşmenizi konusunda yardımcı
olabilirler.
Kendinizden çok fazla şey beklememeyi unutmayın. Size daha önce kolay
gelen şeyler şimdi çok zor gelebilir. Olduğunuz yerden başlayın ve iyi
olduğunuz zamanki halinize gelene kadar yavaş yavaş kendinizi
geliştirin.
2.
Başarılar ve yapmaktan hoşlandığınız şeyler
Depresyonda olan kişiler genelde neler başardıklarını ve neleri
yapmaktan hoşlandıklarını unuturlar. Pek çok kişi, genelde farkında
olduklarından çok fazla şeylerle uğraşırlar.
Planınıza, günlük bütün yapacaklarınızı yazdığınız zaman, yapmaktan
hoşlandığınız şeylerin karşısına H, başardığınızı düşündüğünüz şeylerin
karşısına da B harf koyun. Fazla alçak gönüllü olmamaya çalışın.
Depresyon geçirenlerin kendi başarılarını görememe gibi bir sorunları
vardır. Kendinizi sürekli eski halinizle kıyaslamayın, yapmayı
başardığınız şeyler için kendinizi övün. Depresyonda olduğunuz zaman her
şey zor gelebilir, her şeyin dikkate alınması ve ödüllendirilmesi
gerekir, o yüzden günlük hayatınıza hoş olaylar koymaya çalışın.
Kendinizi ödüllendirin-faydasını göreceksiniz.
3.
Hisleri değiştirmenin ABC’si
Doğum sonrası depresyonu geçiren birisinin moral bozukluğuna sebep
olabilecek, bulanık düşünceleri vardır. Bu depresyon geçiren herkes için
geçerlidir.
Son zamanlarda sizi üzüp depresyona sebep olan bir olayı düşünün. Bu
olayda üç ayrı bölümü görebilirsiniz.
-
Olay
-
Olay hakkında
sizin düşünceleriniz
-
Olay
hakkındaki duygularınız
Birçok kişi sadece A ve C’nin farkındadırlar. Bir örneğe bakalım.
Düşünün, yapabileceğiniz her şeyi yapmanıza rağmen bebeğiniz ağlıyor ve
bir türlü susmuyor.
-
Olay - bebek
ağlıyor, susmuyor
-
Düşünceleriniz
- Buna dayanamıyorum. Onu sarsmak istiyorum. Kötü bir anneyim.
Bebeğimi hak etmiyorum.
-
Duygularınız -
depresyonda, suçluluk.
Çok depresif! Kendinizi kötü hissetmeniz, şaşılacak bir şey değil! A. B
ve C adımlarının farkında olmak çok önemlidir. Çünkü bir olay hakkında
düşüncemizi değiştirebiliriz ve bunun sonucunda da, olay hakkında nasıl
hissettiğimizi değiştirebiliriz.
4.
Dengeleme
”Dengeleme” denemek için çok kullanışlı bir tekniktir. Olumsuz,
eleştiren bir düşünceye sahip olduğunuz zaman, bunu kendiniz hakkında
olumlu bir gerçekle dengeleyin. Örneğin:
Düşünce: ”Kötü bir anneyim.”, “Ziyaretcilerim, gerçekten iyi olduğumu
söylüyor, ve bebek iyi gelişiyor.” gerçeği ile dengelenebilir.
Elbette, bunu söylemek yapmaktan daha kolaydır. Olumsuz düşündüğünüz
zaman, bu düşünceleri bir tarafa atmak kolay değildir, ancak olumsuz
düşünceyi olumluyla değiştirmek zamanla kolaylaşacaktır.
5.
Çift sütun tekniği
Size daha başka yardımcı olacak bir teknik de, otomatikman gelen olumsuz
düşüncelerinizi bir sütuna yazmak - ve, her birinin karşısına, daha
dengeleyici olumlu bir düşünce yazmaktır.
Örneğin:
Otomatik olumsuz düşünce : Her şeyle başa çıkamıyorum - evim
karmakarışık
dengeleyici düşünce : İyiyim. Evin her zamankinden biraz daha az toplu
olmaması sorun değil
Bunu daha da ileri götürüp olaylarla ilgili bir günlük tutabilirsiniz,
duygu ve düşünceler, biraz aşağıdaki tabelaya benzeyebilir. Daha dengeli
düşünceler bulmak için, tanımlanan yaklaşımları kullanın. Bahsedilenlere
yakın düşünmenin getireceği hatalar konusunda dikkatli olun.
|
Olay |
Duygu veya düşünce |
Kafanızdaki düşünce |
Daha başka dengeli düşünceler |
|
Örnek: Hastanedeki annelerden birisi beni görmemezliğe geldi
|
Kötü ve depressif |
Benden hoşlanmıyor, zaten benden kimse hoşlanmıyor
|
Belki de dalgındır - ben de benden hoşlanmadığı konusunda
çok çabuk yargıya vardım. |
6.
Detayları hatırlamaya çalışın
Araştırmalar bize depresyon geçiren bir kimsenin detayları
hatırlayamadığını ancak, ”Zaten hiçbir şey beceremedim bugüne kadar.”
gibi, genel ifadeler kullandığını belirtir. İyi zamanları ve güzel
deneyimleri hatırlamak için, detayları hatırlamak üzere, kendinizi
eğitmeye çalışın. Bir günlük tutmak bu konuda yardımcı olabilir. ”Salı
günü arkadaşıma yardım ettim.”, ”Eşim geçen hafta yaptığım işlerden
dolayı bana iltifat etti.”, gibi, olumlu olayların bir listesini yapmaya
çalışın.
Özetle
Günlük bir plan yapmak, hoşlandığınızı ve başardığınız şeyleri yazmak ve
otomatik düşüncelerinizin ve dengeli düşüncelerinizin bir günlüğünü
tutmak size depresyonla, ve depresyonun getirdiği, iç karartıcı
düşüncelerle başa çıkmada yardımcı olabilir.
7. Zor
sorunları çözmek
Bazen yapmamız gereken zor ve karışık işler bize fazla gelebilir. Bu
olayları çözerken kullanabileceğimiz bir yaklaşım, olayı tamamlamak için
yapmamız gerekenleri basamak basamak tanımlamak, ve sonra da her
basamağı tek tek ele almaktır.
Depresyonda olduğunuz zaman küçük sorunlar bile, çözülmesi zor
görünebilir. Eğer, özellikle zor bir sorunla karşı karşıyaysanız,
geçmişte buna benzer bir sorunu başarıyla çözdüğünüz bir zamanı
hatırlayın ve aynı yöntemi kullanın. Veya bir arkadaşınıza bu durumda ne
yapacağını sorun. Bütün çözümleri, size saçma gelenler de dahil, bir
kağıda yazın. Mümkün olduğunca pozitif olmaya çalışın. Ne kadar fazla
çözüm bulursanız, o kadar size uygun olanı seçme şansınız olur. Bütün
çözümlerle ilgili eksi ve artıları hesapladıktan sonra, size en uygun
olduğunu düşündüğünüz çözümü seçin.
8.Uzun
süre inandığınız şeyler
Bazen kişilerin, örneğin, “ben çok zeki birisi değilim.”, veya ”Ben çok
sevilen birisi değilim.” gibi çok eleştirel olan kendilerine ait uzun
zamandır inandıkları görüşler vardır. Bu düşünceler genelde geçmiş
yaşantımıza ait, aslında pek de gerçek olmayan düşüncelerdir. Kendinizi
olumsuz eleştirmeyi bırakmaya çalışın, kendinizi aşağılamayı bırakın ve
bu düşünceleri yanlış çıkaracak kanıtlar bulmaya çalışın.
***Bebeğinizle ilgili sağlık bilgileri
[Bu
yazıyı hazırlayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Uz.Dr.Şükrü Çido
bey’e teşekkürlerimizle… ]
Bebeğiniz olduktan sonra onun genel görünüm ve davranışlarını çok iyi
takip etmeniz gerekecek. Ancak bu sayede normal dışı davranıp
davranmadığını, hasta olup olmadığını anlarsınız. Çok iyi bir gözlemci
olmalı, şüphelendiğiniz bir durumda hemen doktorunuza başvurmalısınız.
GECİKMEYE GELMEZ DURUMLAR
·
Bebeğiniz yeşil renkli kusarsa
·
Ateşi 39 derecenin üzerine çıkarsa
·
Çok
kusup aynı zamanda ağlarsa
·
Ağlarken bıngıldağı kabarırsa
·
Rengi solarsa
·
Kanlı ve sümüksü kaka yaparsa
ACİL
DURUMLAR
·
Her
zamankinden çok ve farklı şekilde ağlarsa
·
Her
zamankinden farklı, hareketsiz , halsiz ve uykulu görünüyorsa
·
Tedirgin ve rahatsızsa mutlaka doktorunuzu arayın.
ENFEKSİYONLAR
PAMUKÇUK:Ağızda
ve bağırsaklarda yaşayan bazı mantarların oluşturduğu enfeksiyondur.
Ender olarak bağırsaklardan yayılıp anüs çevresinde pamukçuk
geliştirirler. İlaçla iyileşir. Ağızdaki acıdan dolayı bebek yemeye
isteksizdir. Dilde ve damakta silmekle kolayca çıkmayan sarı,krem renkli
kabarık lekeler vardır. Bu durumda temiz bir mendille çocuğunuzun
ağzındaki lekeli bölümleri silmeye çalışın , zorlamayın. Emziriyorsanız
meme uçlarınızın mikrop kapmaması için sürekli temizleyin. Mutlaka
doktora gidin. doktorun vereceği bir damla ile enfeksiyonu kolayca
atlatabilirsiniz.
BOĞAZ AĞRISI:
Boğazda kızarıklıkla birlikte görülen enfeksiyondur.
Kızamık ya da kızamıkçık belirtisi olabilir. Yutkunmada güçlük,
boğazda kızarıklık, hafif ateş, bezelerde şişme gibi belirtileri
vardır. Çocuğunuza bol bol soğuk içecekler vermeli. Eğer bademcikler
şişmişse bademcik iltihabı olabilir. Bu durumda ateş yüKselir. Yine bol
bol sıvı vermeniz iyi gelecektir.
ÖKSÜRÜK:Boğaz
ya da soluk borusundaki tahrişlere karşı gelişen bir tepki olabileceği
gibi bir akciğer enfeksiyonunun belirtisi olabilir. Öksürük sırasında
balgam gelirse çocuğun akciğerlerinde enfeksiyon bulunduğu anlaşılır.
·
BEBEĞİNİZ 6 AYLIKTAN KÜÇÜKSE VE ÖKSÜRÜYORSA
·
ÇOCUĞUNUZU UYUTMAYACAK KADAR ŞİDDETLİYSE
·
3
GÜN GEÇTİĞİ HALDE GEÇMEMİŞSE
·
ÇOCUK SIK SIK ÖKSÜRÜĞE YAKALANIYORSA DOKTORUNUZU ARAYIN.
BRONŞİT:
Akciğerlere giden hava yollarının iltihabıdır. Bronşitli çocuklar
geceleri öksürük nedeniyle uyuyamazlar. Kaba öksürük, hafif hırıltılı
solunum ,hafif ateş, burun akıntısı gibi belirtileri vardır.
Çocuğunuzun öksürük nöbetleri sırasında balgam çıkarmasına yardımcı
olmalısınız. Bol sıvı vermelisiniz. Yatarken başını biraz
yükseltmelisiniz.
ZATÜRREE:Akciğerlerin
iltihablanmasıdır. Bu hastalıkta solunum güçlüğüne yol açar. En çok bir
yaşın altındaki bebeklerde görülür. Çoğu zaman bir hafta içinde
bütünüyle geçer. Kuru öksürük,hızlı soluma ,hırıltılı solunum gibi
belirtileri vardır. Solunumu kolaylaştırmak için çocuğun yatağına
fazladan yastık koyarak başını yükseltmeli ve bol sıvı içirmelisiniz.
ASTIM:Akciğerlere
giden hava yollarının daralmasıdır. solunumu zorlaştıran bir
hastalıktır. Özellikle geceleri ve yoğun harekette belirir. hırıltılı
soluma vardır. solumanın zorlaştığı zamanlarda gelen ciddi solunum
güçlüğü nöbetleri olur. çocuk sararır, terler ve dudaklar morarabilir.
nöbet geldiğinde çocuğunuzu sakinleştirmeye çalışmalı , doktorunuzun
önerdiği ilaçları kullanmalı, kucağınıza oturtup hafifçe öne eğilmesini
sağlamalısınız. nöbetlerin ne zaman geldiğini kaydederek sebebini
araştırın. toz, hayvan kılı, kuş tüyü yastıklar, sigara dumanı sebepler
arasında olabilir.Çocuğunuzun dili ve dudakları morarırsa .soluk almakta
çok zorlanırsa hemen doktorunuzu arayın.
KARIN AĞRISI
Çocuklarda sık görülen rahatsızlıklardan biride karın ağrısıdır. Üç
yaşın altında ender görülsede karın ağrısının sebebi apandisit
olabilir. Karın ağrısı saatlerce sürüyorsa ciddiye alınmalıdır.
Bebeklerde ve emekleme çağındaki çocuklarda 15-20 dakikada bir gelip
geçen şiddetli karın ağrısının sebebi bağırsak tıkanması olabilir.
·
Çocuğunuzun karnı ağrıdığında çığlık atıyor ve rengi soluyorsa
·
Koyu
kırmızı ya da katran renginde dışkılıyorsa
·
Yüksek ateşi varsa
·
Sık
sık karnı ağrıyorsa doktorunuzu arayın.
Ateşini ölçün . Yüksekse , karın ağrısı şiddetliyse ve ağrı göbeğinin
çevresindeyse apandisit olabilir. Apandisit olduğunu düşünüyorsanız
yiyecek ya da içecek vermeyin. Doktora başvurun. Düşünmüyorsanız
termofora ılık su koyup, havluyla sarıp karnının üstüne koyun.
KABIZLIK
Çocuğunuz kabız olduğunda kakasını daha sert ve seyrek yapar. Kısa bir
süre için çocuğunuz kabız olursa kaygılanmayın. Bunun bir zararı
yoktur. Müshil vermeyin. biberonuna şeker katmayın. Özellikle sıcak
havalarda çocuğa bol bol su verin. Çocuğun lifli besinler tüketmesini
sağlayın.
·
Çocuğunuz kakasını yaparken ağlıyor yada acı çekiyorsa
·
Bezinde ya da iç çamaşırında kan lekesi varsa
·
Üç
günden uzun bir süre kabızlık çekiyorsa doktorunuzu arayın.
İSHAL
İshalli Çocuğun Beslenmesi
Çocuğunuz Altı Aydan Küçük ve Henüz Ek Gıda Almıyorsa
Emzirmeyi sıklaştırın.
Her kaka yapışta çaydanlığın altındaki kaynamış ve soğumuş sudan
olabildiği kadar çok içirin.
Çocuğunuz Ek Gıda Alıyorsa
Çocuğunuzu yemeye teşvik edin ve ona, günde en az 6 kez yiyecek sunun.
Kısa aralıklarla enerji ve proteinden zengin, yumuşak, taze
hazırlanmış, püre şeklindeki yiyeceklerden (beyaz peynir, haşlanmış
yumurta, patates, yoğurt, yoğurt ile yapılmış az yağlı pirinç çorbası,
tarhana çorbası, pirinç lapası, haşlanmış et, ızgara köfte, az yağlı
pirinç pilavı, makarna gibi) verin.
Potasyumdan zengin besin olarak muz püresi veya taze sıkılmış meyve
suları içirin.
Şekerli ve yağlı yiyecekler ishali artırır. Çocuklara böyle gıdalar
(çikolata, bisküvi, gofret, kuruyemiş, pastalar, meşrubatlar, yağ, bol,
reçel, pekmez) vermeyin.
Hazır meyve suları ve kolalı içeceklerin ishalli çocuğunuza hiçbir
yararı yoktur.
Çocuğunuzu İshalden Korumak İçin
Ona
ilk altı ay sadece anne sütü verin. Dokuz aylık olunca kızamık aşısını
yaptırın.
Çocuğunuza yiyecek hazırlamadan ve beslemeden önce, çocuğunuzun altını
değiştirdikten sonra, kendiniz tuvaletten çıktıktan sonra mutlaka
ellerinizi yıkayın. Ellerinizi yıkarken sabunu elinizde dört defa
çevirmeniz yeterli olacaktır.
İshal olma riskini azaltmak için çocuğunuzu beslerken biberon
kullanmayın. Bebeğinizin yiyeceklerini kolay temizlenen cam veya
porselen kaplarda hazırlayın ve kaşık ile yedirin.
Temizliğinden emin olmadığınız yiyecek ve içecekleri asla kullanmayın.
Çiğ sebze ve meyveleri temiz su ile yıkamadan yedirmeyin.
Yiyecekleri ağzı kapalı olarak buzdolabında saklayın.
Pişirilmiş yiyeceklerinizi oda sıcaklığında iki saatten fazla
bırakmayın ve bunları çocuğunuza yedirmeyin.
Temizliğinden emin olmadığınız suları kaynatıp soğutarak çocuğunuza
içirin.
İçme ve kullanma sularınızı temiz kaynaktan temin edip, temiz kaplarda
ağzı kapalı olarak saklayın.
İshalli Çocuğun Anne ve Babasına Öneriler:
İshal su kaybı nedeniyle öldürücü olabilen bir hastalıktır. İshali olan
çocuğunuzda su kaybını önlemek için su ve sulu gıdaları (kaynatılmış
çorbalar) her zamankinden daha fazla verin.
Her kakadan sonra, iki yaşından küçük çocuklara bir çay bardağı, iki
yaşından büyüklere ise bir su bardağı, yukarıda sayılan içeceklerden
mutlaka içirin.
İshali olan çocuğu aç bırakmayın, beslenmesine devam edin. İshalli
çocuğu sık sık ve az az besleyin. Emiyorsa anne sütünü kesmeyin. Daha
sık emzirin. Çocuğunuza, ishali geçtikten sonra, iki hafta süre ile ek
bir öğün verin.
Çocuğunuzu, ağız ve dilin kuruması, bıngıldak ve gözlerin çökmesi, göz
yaşının olmaması, karın derisinin çekilip bırakıldığında yavaş geri
dönmesi gibi su kaybı belirtileri yönünden yakından izleyin.
İshalli çocuğunuza, doktor önerisi dışında antibiyotik vermeyin. İshal
kesici ilaçların çocukluk çağı ishal tedavisinde asla yeri yoktur.
Aşağıdaki durumlarda çocuğunuzu hemen bir sağlık kuruluşuna götürün;
Belirgin susaması veya su kaybı belirtileri varsa çocuğunuzun ishali üç
gün içinde düzelmiyorsa çok sık veya fazla miktarda kaka yapıyorsa,
tekrarlayan kusmaları oluyorsa, yeme içmesi bozulduysa, kakasında kan
varsa, ateşi yüksek ise.
Çocukları kazadan korumak için önlemler
Küçük çocuk ölümlerinin en başta gelen nedenlerinin hemen hemen tümü
önlenebilen kazalara bağlıdır. Bunların büyük bölümü yaz aylarında
gerçekleşir. En sık yaralanma ve ölümle sonuçlanan 7 kazaya karşı
alacağınız önlemlerle çocuklarınızın güvenliğini büyük ölçüde
sağlayabilirsiniz: düşmeler, motorlu araç kazaları, boğulma, zehirlenme,
yanık ve yangınlar, ateşli silahla yaralanma.
Düşmeye karşı alınabilecek önlemler:
Çocuk acil servisi başvurularının en başta gelen nedeni düşmedir.
Evinize kısa bir göz atmanız bunun nedenini ortaya çıkartacaktır:
merdivenler, pencereler ve mobilyalar. Ev dışındaki riskler ise
alışveriş arabaları, oyun bahçeleridir.
Düşmeye karşı alınabilecek bazı önlemler:
·
Oyun
zemini, kum, tartan veya odun parçaları gibi daha güvenli olan oyun
sahalarını araştırın. Beton veya asfalt zemin güvenli değildir. Çok
yağışlı havalarda çimen de güvenli olmayabilir.
·
İskemle ve diğer mobilyaları pencerelerden uzak tutun. Yüksek binalarda
pencerelere parmaklık konulabilir.
·
Bebeklerde yürüteç kullanmayın.
·
Emekleyen ve yeni yürümeye başlayan bebekleri merdivenlerden uzak tutmak
için güvenlik kapıları kullanın.
·
Alışveriş arabalarında çocuğunuzu güvenlik kemeriyle bağlayın. Arabayı
durdurduğunuz zaman müdahale edebilecek uzaklıkta olun.
Motorlu taşıt kazalarına karşı alınabilecek önlemler:
On
beş yaş altındaki çocuklardaki en başta gelen kazalara bağlı ölüm nedeni
motorlu taşıt kazalarıdır. Ölümlerin büyük bir kısmı kafa travmasına
bağlıdır.
Çocuk koltuğunda oturmayan veya emniyet kemeri bağlı olmayan çocuklar
araba kazalarında en fazla ölüm riski taşıyanlardır. ABD''de yapılan bir
çalışmada bebeklerin %84''ünün arabada güvenliğinin sağlandığı, ancak bu
oranın 5-14 yaşlarda %58''e düştüğü görülmektedir.
·
Çocuğunuzla yaptığınız her araba yolculuğunda mutlaka çocuk koltuğunu
veya emniyet kemerini kullanın.
·
Çocuk koltuğunu kullanım klavuzuna göre kullanın. Maksimum güvenliği
sağlamak için arabanızda bazı değişiklikler yapmanız gerekebilir.
·
Çocukları arka koltuğa oturtun.
·
Arabayı güvenli kullanın.
·
Hava
yastıkları küçük çocuklar için tehlikelidir. Onlar için en güvenli yer
arka koltuktur.
Suda
boğulmaya karşı alınabilecek önlemler :
·
Göl
ve ırmaklar kadar özel yüzme havuzları da çocuklar için tehlikeli
olabilmektedir. Bebeklerin birkaç santimetre derinliğindeki suda
boğulabileceğini unutmayın. Bu nedenle küvetler, sığ havuzlar ve hatta
kovalar tehlikeli olabilir.
·
Çocuklar çok çabuk boğulabilir. Su altında sadece 2 dakika kaldıktan
sonra çocuk bilincini yitirebilir. Çocuk iki dakikada bile kurtarılsa
kalıcı beyin hasarı oluşabilir.
·
Çocuklar su kenarında oynarken onlara nezaret edin.
·
Bebekler ve küçük çocukları küvette yalnız bırakmayın. Çocuğunuz
tuvaletteyken mutlaka yanında olun. Kapıya veya telefona yanıt vermek
için onu yalnız bırakmayın.
·
Kovaları dikkatli boşaltın ve çocukların ulaşamayacağı yerlere koyun.
Zehirlenmeye karşı alınabilecek önlemler:
Zehirlenme ev kazalarının sık karşılaşılan nedenlerindendir. Özellikle
küçük çocuklar tehlike altındadır.
·
Tüm
ilaç ve temizlik maddelerini çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın.
·
Garajınızdaki toksik kimyasal maddeleri çocukların ulaşabileceği
yerlerden uzak tutun.
·
Temizlik solüsyonları ve evde kullandığınız diğer kimyasal maddeleri
orijinal kaplarında saklayınız. Süt veya meyva şişelerini bu amaçla
kullanmayın.
·
Evinizde zehirli bitki bulundurmayın.
·
Çocuğunuzun zehirlendiği düşünüyorsanız İlaç ve Zehir Bilgi Merkezini
arayınız. Özel olarak belirtilmediği sürece kusturmaya çalışmayın.
Yanık ve yangınlara karşı alınabilecek önlemler:
Küçük çocukların cildi erişkinlere göre daha duyarlı olduğu için yanık
daha çabuk gelişebilir. Sıcak musluk suyu ile 3 saniyelik temas üçüncü
derece yanıkla sonuçlanabilir. Yangınlar önde gelen yanık
nedenlerindendir ve bu tip yaralanmaların %75''i ev yangınlarından
kaynaklanır.
·
Termosifonun termostatını 50 C''den daha düşük ısıya ayarlayın.
·
Çocuğunuzun banyosunu yaptırırken ilk önce suyun ısısını kontrol edin.
Elinizi bileğinize kadar suya batırarak suyun içinde birkaç saniye
gezdirin.
·
Yemeklerinizi ocağınızın arka gözlerinde pişirin. Su ısıtıcılarının
kulplarını ocağın ön kısmına doğru çevirmeyin
·
Kibrit ve çakmakları çocukların ulaşamayacağı yerlerde bulundurun.
·
Evinize duman detektörleri yerleştirin ve pillerini her yıl kontrol
edin. Duman detektörlerini her 10 yılda bir değiştirin. Duman detektörü
yangına bağlı ölüm riskini yarıyarıya azaltabilir.
Boğulmaya karşı alınabilecek önlemler:
Üç yaş altındaki çocukların hava yolları oldukça dardır ve genellikle
cisimleri ağızlarına alırlar. Bu iki özellik nedeniyle boğulma riskleri
yüksektir
·
Üzüm, kuruyemişler, mısır ve sosis gibi küçük ve yuvarlak hatlı
besinleri küçük çocuklardan uzakta tutun.
·
Toplu iğne, mücevher, düğme, tesbih ve küçük cisimleri çocukların
ulaşamayacağı yerlerde bulundurun.
·
Çocuğunuzun oynadığı oyuncakların yaşına uygun olmasına dikkat edin.
·
Kardiyopulmoner resüsitasyonu öğrenin
Ateşli silah yaralanmaları için alınabilecek önlemler:
Evinde ateşli silah olsun veya olmasın ebeveynler çocuklarına silahtan
uzak durmalarını öğretmelidir. Evinizde ateşli silah varsa:
·
Silahı boş saklayın. Silahın emniyetini kapatın.
·
Silahları çocukların ulaşamayacağı kilitli bir yerde tutun.
·
Kurşunları silahtan ayrı olarak saklayın.
DIŞ
KULAK İLTİHABI
Dış
kulak yolunu döşeyen deride ortaya çıkar. Çocuğunuz klorlanmış suda çok
yüzerse , kulağına yabancı bir cisim sokarsa iltihab olabilir. Kulaktan
akıntı gelebilir. kaşıntı olabilir. Banyo sırasında kulağına su
kaçmamasına özen gösterin. Doktorunuz iltihabı geçirmek için antibiyotik
ya da iltihab önleyici kulak damlası verebilir.
ORTA
KULAK İLTİHABI
Kulak zarının arkasındaki kulak boşluğunun iltihab kapmasıdır. Kulakta
çocuğun uyumasını bile engelleyen aşırı ağrı, kulağını ovup ağlaması ,
ateş yükselmesi, işitme güçlüğü gibi belirtileri vardır. Kulağına
termoforu ılık suyla doldurarak dayayın ve ye ılık bir havlu kullanın.
Akıntı gelirse , akıntılı kulağın üzerine yatırınki akıntı kolay
boşalsın. Soğuk havalarda çocuğunuzun kulaklarını sıcak
tutarsanız,mentollü damla ya da pomatlar kullanırsanız burun tıkanıklığı
giderilir ve kulağa geçmez. |